Mozart:
Requiem; Say: Mozart ve Mevlana (World
Premiere Recording)
Mozart'ın görkemli Requiem eseri klasik müzik tarihinde özel
bir yere sahiptir. Onun son eserlerinden biri ve koro müziğinin bir dönüm
noktası olan bu yapıt, bu albümde piyanist ve besteci Fazıl Say'ın yeni ve
tamamlayıcı bir eseri olan Mozart ve Mevlana ile bir araya getiriliyor.
Mozart Requiem ile aynı kadrolar üzerine kurulan ve yaklaşık
25 dakika süren Mozart ve Mevlana, 13. yüzyıl Sufi şairi Mevlânâ
Celaleddin Rumi'nin iki şiirinin bir bestesidir. Eser, Kasım 2024'te bu albümde
yer alan icracılar tarafından ilk kez seslendirildi: dört olağanüstü solist –
soprano Fatma Said, mezzosoprano Marianne Crebassa, tenor Pene Pati ve basAlexandros Stavrakakis – Rundfunkchor Berlin, Luzerner Sinfonieorchester ve şef
Michael Sanderling.
Dünyanın en çok okunan şairlerinden biri olan Rumi, bugün
Afganistan sınırları içinde kalan bir bölgede doğmuş, fakat yaşamının büyük
bölümünü, Konya şehrinde geçirmiştir. Rumi'nin Türkçedeki tam unvanı Mevlânâ
Celâleddîn-i Rûmî'dir ('Mevlânâ' 'Üstadımız' anlamına gelir, 'Rûmî' ise Anadolu
ile ilişkisini ifade eder). 'Mozart ve
Mevlana' – adlı eserde Fazıl Say, özgün olarak Farsça yazılmış şiirlerin Türkçe'ye
çevrilmiş hâllerini bestelemiştir. Hoşgörüyü ve cömert ruhu yücelten bu şiirler
'Yine Gel' ve 'Yedi Öğüt'tür.
Mozart ve Mevlana'ya giriş niteliğindeki
açıklamasında Fazıl Say şunları söylüyor: 'Mevlana, Doğu dünyasının büyük bir
filozofudur. Ben Türk'üm. Şöyle düşündüm: 'Neden büyük filozof Mevlana'nın
sözleri ve Mozart gibi dâhi bir bestecinin müziğinden alıntılar üzerinden,
sevgi ve dostluk içinde Doğu ile Batı'yı akıcı bir müzikal alanda
birleştirmeyelim?' … Mozart'ın piyano için tüm eserlerini çalıyorum ve hepsini
kaydettim. Yani Mozart hayatımda çok özel bir yere sahip … Hayatımızı dostluk
köprüleri kurarak geçirmeliyiz. … Arkadaş olmaya, uzlaşmaya, barış sağlamaya
çalışmalıyız … Mozart'ın müziği insanlığın müziğidir. Aynı şekilde Mevlana'nın
sözleri de insanların din veya inanç fark etmeksizin bir araya gelmesini
sağlar.'
Say, eserinde Mozart'ın Requiem'inde kullandığı aynı çalgı
ve vokal topluluğunu kullanıyor ve Requiem'e, ayrıca Mozart'ın diğer eserlerine
açık müzikal göndermelerde bulunuyor. Bunun ötesinde, Anadolu kültüründen gelen
çalgıları, ritimleri ve armonileri esere entegre ediyor. İslam içinde manevi ve
mistik bir yol olan Sufizmle yakından ilişkili olan ney ve kudüm bu kültüre
özgü çalgılardandır. Say şöyle ekliyor: 'Bir filozof olarak Mevlana
düşüncelerini müzik ve dans aracılığıyla da ifade etmiştir. Konya'daki
semazenleri bilmeyen yoktur; Mevlana'nın yaşadığı yer burasıdır.'
Fazıl Say'ın Luzerner Sinfonieorchester ile ilişkisi 25
yıldan daha uzun bir geçmişe dayanıyor ve geniş Warner Classics kataloğu kendi
bestelerini de içeriyor.
'Bir dünya prömiyeri bir besteci için her zaman yeniden
doğuştur,' diyor Say. 'Besteci müzik repertuvarına katkıda bulunmak ve yeni bir
şey söylemek ister. Ve elbette büyük müzisyenlerin eseri çalması, anlaması ve
ona hayat vermesi bizi mutlu eder …
Albümde muhteşem bir kadro var … Fatma Said
Mısır'dan, Marianne Crebassa Fransa'dan, Pene Pati Pasifik'teki Samoa adasından
ve Alexandros Stavrakakis bir Yunan bas. Rundfunkchor Berlin gerçekten
benzersiz ve orkestrada 25'ten fazla ülke temsil ediliyor. Tüm dinlerden
insanlar, müziğin hizmetinde bir araya geliyor, birlikte çalıyor, birlikte
nefes alıyor. Benim yapmak istediğim de buydu: müzik aracılığıyla Doğu ile Batı
arasında bir köprü, sevgi ve dostluk yaratmak.'