Tangonun tılsımlı sesine kulak verin
'… Tangoya sadece müzik demek yanlıştır! Tango bir yaşam biçimidir! Tango nefret ederken bile seven
insanın müziğidir. En mutlu anda
ümitsizliğin gölgesi; en kederli anda umudun parıltısıdır. Neredeyse tüm dünyanın tango yaptığı dönemlerde ülkemize de geldi
tango…'Bu cümleler Viyana
Müzik Üniversitesi'nde senelerdir orkestrasyon kürsüsü başında olan ve klasik
müzikte uluslararası platforma yaydığı aranjman birikimini tango
düzenlemelerine de uygulayan
Ertuğrul Sevsay'a ait. Sevsay'ın Türk Tango
Sanatının beş büyük ustasına ithaf edilen '
Necip Celal Andel - Tüm Tangoları'
albümünün kartoneti için kaleme aldığı bu satırlar, Türk tangolarının ait oldukları
topraklara dönüşünü de müjdeliyor.
A.K.
Müzik etiketiyle yayımlanan 'Necip Celal Andel - Tüm Tangoları' albümündeki tüm
besteler Andel'e ait olmakla birlikte
Seyyan Hanım,
Şecaattin Tanyerli, Fehmi
Ege, Zehra Eren gibi diğer büyük ustalara da saygı duruşunda bulunuluyor. Necip
Celal Andel bestelerinin tümüyle Ertuğrul Sevsay tarafından düzenlendiği albümü
sanatçının 1998'de kurduğu Viyana merkezli Band-O-Neon topluluğu seslendiriyor.
Avrupa'nın tek tam kadrolu tipik tango orkestrası olan Band-O-Neon 'Gran Orquesta Típica
de Tango', adını, tangonun en karakteristik çalgısı olan
bandoneondan alıyor. Asil üyelerinin tümünün Viyana Müzik Üniversitesi öğretim üyesi, mezunu ya
da yüksek dönem öğrencisi olan orkestranın dağarcığı
Arjantin tangosunun tüm stillerini kapsıyor. Klasik, geçiş ve yeni
(Tango-Nuevo) dönem tangolarının yanında modern tangolara da yer veren
orkestranın amaçlarından bir tanesi de 1925 – 1950 yılları arasında yazılmış
Türk Tangolarını dünyaya tanıtmak olarak öne çıkıyor.'Necip Celal Andel - Tüm
Tangoları' albümü de tamamen bu amaca yönelik olarak kayda alınarak ilk ve en büyük Türk tango bestecisi Necip Celal Andel'in tangolarının
tümünü birbirinden farklı tango stilleri ve gerçek tango yorumlarıyla
arşivleyip dünya tango literatürüne kazandırıyor ve besteciyi onurlandırıyor.
19. yüzyıl sonlarında Arjantin'de doğan ve
20. yüzyıl başlarında diğer ülkelerce de benimsenen tango, 1923 yılında kurulan
cumhuriyet ile Türkiye'de de şaşkınlık uyandıran bir şekilde hızla
yaygınlaşmış. Kuruluş yıllarında yüzünü her anlamda batıya dönen genç
cumhuriyetin ilk benimsenen müziği olan tango için, Türkiye Cumhuriyetinin ilk
çok sesli müziği demek mümkün.