Kariyerlerinin 52. yılını kutlayan Türk müzik tarihinin efsanevi grubu Moğollar; dünyaca ünlü Artone Studio'larında, direct - to - disc (doğrudan plağa kayıt) teknolojisiyle kaydedilen yeni albümleri 'Anatolian Sun Part 1 & Part 2' ile karşımızda!
Grubun; 11 yıl aradan sonra gelen ve iki ayrı albüm halinde plak formatında da yayınlanacak olan albümü Anatolian Sun; Moğollar'ın konser performanslarına en yakın kayıtları olma özelliğini taşıyor. Herhangi bir düzenleme yapılmadan tek seferde ve tamamen canlı kaydedilen albüm; Gülbaba Records & Night Dreamer Records etiketiyle raflarda yerini alıyor.
Moğollar, albümdeki birkaç kült şarkı dışında tüm şarkıları yeniden ele aldı ve yeni düzenlemeler yaptı. Kayda girmeden önce yaklaşık üç hafta İstanbul'da yoğun provalar yapan grubun yeniden düzenleme yapmaya çalışırken ortaya yeni şarkılar çıkardığı da oldu. Albümün en büyük sürprizi ise
Cem Karaca & Moğollar olarak 1973'te yayınlanan Gel Gel'in Moğollar tarafından 47 yıl sonra yeniden kaydedilmesi oldu. Moğollar'ın vokalisti Emrah Karaca bu vesileyle ilk kez babasının bir şarkısını seslendirmiş oldu. Kayıtlarda direct-to-disc (doğrudan plağa kayıt) teknolojisi kullanıldığı için, plağın her bir yüzü stüdyoda o yüzdeki şarkılar peş peşe çalınarak ve şarkı aralarındaki sessizlikler dahil gerçek zamanlı kaydedildi.
Direct-to-disc Teknolojisi Hakkında:
'20. yüzyılın ilk yarısında bir çok
kayıtlı materyal için, 'direct-to-disc' kayıt teknolojisi yol gösterici oldu. 1940'lı yılların sonuna doğru (LP formatının
bulunması öncesi ve manyetik teyp kayıt tekniğinin başlangıcı sıraları) müzisyenler 'canlı' olarak ve tek seferde performans
sergiler; kayıtlar sonrasında 'overdubbing' ya
da 'multi
tracking' yardımı olmadan
direkt olarak lake diske aktarılırdı (normalde her yüz için kayıt süresi 15
dakika). Yıllar geçtikçe ve LP formatı hayatımıza girince manyetik teyp direkt
diske kaydedilme teknolojisinin yerini aldı ve onlarca yıl boyunca endüstri
standardı olarak kalmayı
başarırken günümüzde kullandığımız dijital teknolojilerin de yolunu açtı.
Bütün bunlarla birlikte direct-to-disc teknolojisi her zaman bir şekilde gündemde
olmaya devam etti. Özellikle odyofiller elde edilen sonucun gerçeğe yakınlık ve
kalite açısından diğer teknolojilerden üstün olduğunu düşünürler.
Direct-to-disc kayıtlarda diğer kayıt teknolojileriyle ilişkilendirilen bazı ana
problemler (ses bozulması gibi) yaşanmaz.
Direct-to-disc teknolojisiyle teyp
veya dijital kayıt teknikleri arasındaki fark kolayca ayrıştırılabilir. Bu
teknolojiden çok prosesin kendisiyle ilgilidir. Bir direct-to-disc kaydı sırasında
müzisyenin istediği her element o an içinde ve tek seferde yapılmalıdır. Bu eşsiz kayıt
seansları benzersiz bir enerjiyle bezenirken; müzisyenler ve teknik ekip için
yeteneklerini ve kapasitelerini ortaya koymaları için de adeta bir meydan
okumaya dönüşür.'